Gadanın Anlamı Nedir? Kayseri’de Bir Gecenin İçinde Saklı Kalan Hikâye
Merhaba! Sere sayfasının bu haftaki konusu “Gadanın anlamı nedir”. Umarız faydalı bulursunuz!
Şehrin Soğukluğunda İçime İşleyen Bir Kelime
Kayseri’nin kışları sert olur derler ama insanın içi daha sert olunca, dışarıdaki soğuk sadece bir detay gibi kalır. O gece de öyle bir geceydi. Penceremin kenarına oturmuş, sokaktan geçen arabaların farlarını izliyordum. Elimde yarım kalmış bir çay, zihnimde bitmek bilmeyen düşünceler vardı.
O an bir mesaj düştü telefona. Eski bir arkadaş. Uzun zamandır konuşmadığımız, hayatın bir köşesinde sessizce kaybolup giden insanlardan biri. Yazdığı tek şey şuydu: “Gadanı alayım mı?”
Donup kaldım.
Bu kelimeyi yıllardır duyardım ama ilk kez bu kadar yakınıma gelmişti. İçimde bir şey kıpırdadı. Sanki kelime sadece bir yazı değil de, bir el gibi kalbime dokundu.
O anda kendime sordum: Gadanın anlamı nedir?
Kelimenin İçine Sığmayan Yük
“Gadanı almak” derler burada. Kayseri’de, İç Anadolu’nun birçok yerinde… Ama sadece bir söz değildir bu. Bir yük paylaşmaktır. Birinin acısını, kederini, sıkıntısını kendi üstüne istemektir. “Sen üzülme, ben senin yerine üzülürüm” demenin en eski, en sade hâlidir.
Ama bunu bilmek başka, hissetmek başkaydı.
O gece o mesajı görünce, içimde bir şey kırıldı. Çünkü biri bana yıllar sonra ilk kez gerçekten “yükünü alabilirim” demişti. Ben ise kendi yükümle o kadar uzun zamandır yalnız yürüyordum ki, yardım fikri bile yabancı gelmişti.
Pencerenin buğusuna parmağımla bir şeyler çizdim. Anlam arar gibi. Kendime bile itiraf edemediğim yorgunluklarım vardı.
Kayseri’nin Dar Sokaklarında Bir Hatıra
Ertesi gün şehir yine aynıydı. Sabahın erken saatlerinde Erciyes’in eteklerinden inen soğuk hava yüzüme çarpıyordu. Fırından yeni çıkan ekmek kokusu, taş sokaklara karışıyordu. Her şey normaldi ama ben normal değildim.
Bir köşede durup çocukluğumu hatırladım. Annemin komşuya söylediği cümleler geldi aklıma:
“Gadanı alırım yavrum, üzülme.”
O zamanlar bunun sadece bir sevgi ifadesi olduğunu sanırdım. Bir annenin çocuğuna söylediği sıradan bir teselli cümlesi gibi.
Ama büyüdükçe anladım ki bu kelime sıradan değilmiş. İçinde bir fedakârlık varmış. Bir başkasının acısını kendi içine alma cesareti.
Ve ben büyüdükçe o cesareti kaybetmişim.
İçimde Biriken Yorgunluk
O gün işten döndüğümde kendimi boşluğa bırakır gibi koltuğa attım. Günlerdir biriken yorgunluk, sadece bedenimde değil ruhumdaydı. İnsan bazen sadece yorulmaz; kırılır, dağılır, sessizleşir.
Telefonu elime aldım. O mesaj hâlâ oradaydı.
“Gadanı alayım mı?”
Bu kez farklı hissettim. Korkmadım. Kaçmak istemedim. Sadece düşündüm.
Birinin senin acını almak istemesi ne demekti gerçekten?
Belki de insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey buydu: Görülmek. Anlaşılmak. Ve en önemlisi, yükünün tek başına taşınmak zorunda olmadığını bilmek.
Ama ben buna alışık değildim.
Bir Çayın Buharında Gelen Farkındalık
Önerdiğimiz İçerik: Gadanalam nedir ?
Akşam olunca küçük bir çay ocağına gittim. Kayseri’nin soğuğu dışarıda sertleşmişti, içerisi ise buharla doluydu. Camlar buğulanmış, insanların sesi birbirine karışmıştı.
Bir çay söyledim. Karşımdaki boş sandalyeye baktım uzun uzun. Sanki orada biri oturuyormuş gibi.
Kendi kendime sordum:
“Ben gerçekten kimin gadasını aldım bugüne kadar?”
Cevap yoktu.
Belki de hep kendi içimde yaşamıştım. Başkalarının acılarını duymuş ama onlara dokunmamıştım. Çünkü dokunmak, değişmek demekti. Ve değişmek korkutucuydu.
Ama o kelime… o eski Anadolu kelimesi… beni yerimden oynatmıştı.
Geceyle Gelen Yüzleşme
O gece uyuyamadım. Yatağın içinde sağa sola döndüm. Tavana baktım uzun uzun. Her şey susmuştu ama içim konuşmaya devam ediyordu.
Kendime itiraf ettim:
Evet, kırgınım.
Evet, yoruldum.
Evet, bazen hiçbir şey hissetmemek istiyorum.
Ve en garibi, bunu birine söylemeyi bile unutmuşum.
Telefonu açtım. O mesaja uzun uzun baktım. Sonra yazdım:
“Gadanı almak ne demek, biliyor musun?”
Cevap hemen gelmedi. Ama o bekleyiş bile içimde bir şeyleri değiştirdi.
Kelimenin Gerçek Ağırlığı
Sabah olduğunda cevap gelmişti:
“Sen üzülme diye, senin yerine üzülmek.”
O an gözlerim doldu.
Çünkü bazı cümleler açıklama değildir, hatırlatmadır. Ben unuttuğum bir şeyi hatırlamıştım. İnsan sadece kendi yüküyle var olmaz. Paylaşmak diye bir şey vardır. Ve bu paylaşım bazen bir kelimeyle başlar.
“Gadanı alayım” demek, aslında “yalnız değilsin” demenin en eski hâliymiş.
Bunu düşündükçe içimde bir sıcaklık yayıldı. Kayseri’nin soğuğu dışarıda devam ederken, içimde ilk defa uzun zamandır olmayan bir şey vardı: hafiflik.
Geçmişten Bugüne Uzanan Bir Köprü
Çocukken duyduğum o cümleleri hatırladım tekrar. Annemin sesi, mahalledeki komşular, akşamüstü kapı önünde oturan kadınlar…
Hepsi aynı kelimeyi farklı şekillerde söylüyordu.
“Gadanı alayım.”
O zaman anlamını bilmeden dinlediğim bu söz, aslında bir kültürün, bir duygunun taşıyıcısıymış.
Şimdi daha iyi anlıyordum. Bu kelime bir dil meselesi değil, bir kalp meselesiydi.
İçimde Açılan Küçük Bir Pencere
Günler geçtikçe o kelime zihnimde büyüdü. Artık sadece bir ifade değildi. Bir hatırlatmaydı.
İnsanların birbirine yük olabildiği kadar, birbirine ilaç da olabileceğini hatırlatıyordu.
Bir gün yürürken, şehrin kalabalığında durdum. İnsanların yüzlerine baktım. Herkes bir şey taşıyordu. Görünmeyen çantalar, görünmeyen yorgunluklar…
Ve içimden sessizce geçirdim:
“Keşke herkes birinin gadasını alabilse.”
Ama sonra düşündüm… Belki de mesele almak değil, paylaşmayı öğrenmekti.
Son Bir Bakış
O ilk mesaj hâlâ aklımda.
“Gadanı alayım mı?”
O soru artık bende başka bir yere dönüştü. Bir tekliften çok, bir aynaya.
Kendime baktım. Gerçekten ne kadar yük taşıyordum? Ve bu yüklerin ne kadarını paylaşmaya izin veriyordum?
Cevaplar net değildi ama hisler netti.
Yorgundum.
Ama artık yalnız değildim.
Ve belki de en önemlisi, bir kelimenin insanın iç dünyasını bu kadar değiştirebileceğini hiç tahmin etmemiştim.
Kayseri’nin soğuk geceleri yine gelecek, biliyorum. Ama artık içimde o soğuğu biraz olsun ısıtacak bir cümle var:
“Gadanı alayım.”
Sere olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Gadanın anlamı nedir” konusunda daha fazlası için takipte kalın!