İpek Böceğinin Aşamaları Nelerdir? Bir Yaz Akşamında Kendimi Kozaya Sarılmış Gibi Hissettiğim Gün
Kayseri’de yaz akşamlarının başka bir yalnızlığı oluyor. Özellikle de güneş Erciyes’in arkasına çekilirken gökyüzü turuncudan mora döndüğünde… İnsan o saatlerde ne kadar güçlü görünmeye çalışırsa çalışsın, içinde sakladığı şeyler tek tek ortaya çıkıyor. Ben bunu en çok geçen yaz anladım.
O gün annem eski sandıkları karıştırıyordu. Evde ağır bir sabun kokusu vardı. Çocukluğumdan kalan danteller, sararmış fotoğraflar, dedemin kullandığı tespihler… Her şey sanki başka bir zamandan çıkıp salona yayılmıştı. Bir ara annem elinde küçük, beyaz bir kutuyla yanıma geldi.
“Bunu hatırlıyor musun?” dedi.
Kutunun içinde küçücük, kurumuş koza parçaları vardı.
Bir an çocukluğuma döndüm. İlkokuldayken öğretmenimiz sınıfa ipek böceği getirmişti. Günlerce onları izlemiş, yaprak yiyişlerini hayranlıkla takip etmiştik. O zaman sadece ilginç gelmişti. Ama 25 yaşına gelip insanın kendi hayatı da darmadağın olunca, aynı şeye bambaşka gözlerle bakıyormuş.
O gece uzun süre uyuyamadım.
Çünkü fark ettim ki insan bazen gerçekten bir ipek böceğine benziyor.
İpek Böceğinin Aşamaları Nelerdir?
İpek böceğinin yaşam döngüsü aslında dört temel aşamadan oluşuyor. Ama ben bunu sadece biyolojik bir süreç gibi göremiyorum artık. Çünkü her aşamasında biraz insan var.
1. Yumurta Aşaması
Her şey küçücük bir yumurtayla başlıyor. Sessiz, hareketsiz ve dışarıdan bakınca önemsiz görünen bir başlangıç…
İpek böceği yumurtaları uygun sıcaklıkta bekliyor. Günler geçiyor. Dışarıdan hiçbir hareket görünmüyor ama içeride yaşam hazırlanıyor.
Geçen yıl ben de tam böyleydim işte.
Kimse anlamıyordu ama içimde büyük bir kırılma vardı. Üniversiteden mezun olmuş, herkesin “Hayatın şimdi başlıyor” dediği yaşlara gelmiştim ama ben başlamıyordum. Sanki yerimde sayıyordum. Arkadaşlarım başka şehirlere taşınıyor, iş buluyor, evleniyor, hayat kuruyordu.
Ben ise Kayseri’de odamın tavanına bakıp duruyordum.
İnsan bazen dışarıdan çok sakin görünürken içeride fırtına taşıyor. İşte yumurta aşaması biraz buna benziyor bence. Sessiz ama yoğun.
2. Larva (Tırtıl) Aşaması
Yumurtadan çıkan ipek böceği artık larva oluyor. Yani küçük bir tırtıl…
Ve inanılmaz bir iştahla dut yaprağı yemeye başlıyor. Sürekli büyüyor. Sürekli değişiyor. Hatta birkaç kez deri değiştiriyor.
Bunu ilk öğrendiğimde çok etkilenmiştim.
Çünkü bazı değişimler gerçekten can acıtıyor.
Ben geçen yaz tam olarak deri değiştiriyormuşum gibi hissediyordum. Eski halim üzerime dar geliyordu artık. Ama yenisine de alışamıyordum. O kadar garip bir dönemdi ki…
Bir gece Cumhuriyet Meydanı’nda tek başıma yürüyordum. Hava sıcaktı ama içimde tuhaf bir üşüme vardı. Bir kafeden kahkaha sesleri geliyordu. İnsanların mutlu olması bazen neden can yakıyor bilmiyorum.
Telefonuma baktım.
Beklediğim mesaj yine gelmemişti.
İnsan birine kırılınca önce öfkeleniyor sanıyordum. Meğer önce susuyormuş. Günlerce susuyormuş.
O akşam eve dönüp günlüğüme şunu yazmışım:
“Galiba büyümek biraz da sevildiğini sandığın yerlerden sessizce uzaklaşmak.”
İpek böceği de büyürken eski derisini bırakıyor. Belki insan da bazı insanları, bazı hayalleri geride bırakmadan büyüyemiyor.
Kozaya Sarılmak: En Sessiz Dönüşüm
İpek böceğinin en etkileyici aşaması kesinlikle koza örmesi.
Kendini incecik ipek liflerle çevreliyor. Günler boyunca durmadan örüyor. Sonunda tamamen kapanıyor.
Dışarıdan bakınca hareketsiz gibi görünüyor.
Ama içeride mucize oluyor.
Ben bunu düşündükçe boğazım düğümleniyor.
Çünkü geçen yıl tam olarak böyle kayboldum ben. İnsanlardan uzaklaştım. Mesajlara geç cevap verdim. Sosyal medyada görünmemeye başladım. Hatta bazı arkadaşlarım “Sana ulaşamıyoruz” diye sitem etti.
Ama anlatamıyordum.
Bazen insanın kendini toparlayabilmesi için dünyadan biraz saklanması gerekiyor.
Koza Döneminde Hissettiğim Şey
Bir akşam mutfakta çay doldururken annem bana uzun uzun baktı.
“İyi misin sen?” dedi.
İnsan bazen “iyiyim” derken bile dağılacak gibi oluyor.
Ben yine aynı şeyi söyledim:
“İyiyim anne.”
Ama değildim.
Çünkü hayalini kurduğum hayat başka yerdeydi. Kendim başka yerdeydim. Sevdiğim kişi başka birine dönüşmüştü. Ben de eski ben değildim artık.
İpek böceği kozanın içinde çözülüyor aslında. Eski bedeni parçalanıyor. Sonra yeniden şekilleniyor.
Bu bilgiyi ilk duyduğumda saatlerce düşündüm.
Demek ki dönüşüm gerçekten biraz parçalanmakmış.
İpek Böceğinin Kelebeğe Dönüşmesi
En sonunda koza açılıyor.
Ve içinden bir kelebek çıkıyor.
Belki en güzel kısmı bu ama en zor kısmı da olabilir. Çünkü o dar kozadan çıkmak ciddi bir mücadele gerektiriyor.
Bazı insanlar yardım etmek için kozayı kesmeye çalışıyormuş. Ama bu yanlışmış. Çünkü kelebek mücadele ederek güç kazanıyormuş.
Hayat da böyle değil mi zaten?
Bizi en çok zorlayan şeyler bazen hayatta kalmayı öğretiyor.
Erciyes’e Karşı İçtiğim Kahve
Sonbaharın ilk günleriydi. Tek başıma bir kafeye gittim. Hava serindi. Erciyes’in tepesi hafif beyazlamıştı.
Kahvemi içerken uzun zamandır ilk kez içimde hafif bir huzur hissettim.
Sorunlarım çözülmemişti.
Hâlâ gelecekle ilgili korkularım vardı.
Hâlâ bazı geceler sebepsiz yere uyanıyordum.
Ama değişen bir şey vardı.
Artık kendime eskisi kadar kızmıyordum.
İnsan bazen hemen toparlanamadığı için kendinden nefret ediyor. Güçlü olamadığı için utanıyor. Ben uzun süre bunu yaşadım.
Sonra ipek böceğini düşündüm.
Kimse ona neden hemen kelebek olmadığını sormuyor.
Çünkü herkes dönüşümün zaman aldığını biliyor.
Belki insanın da kendine biraz daha anlayış göstermesi gerekiyor.
İpek Böceğinin Aşamaları Bana Ne Öğretti?
Bu küçücük canlının yaşam döngüsü bana beklemediğim kadar şey öğretti.
Her Başlangıç Sessizdir
Yumurta aşaması bana şunu öğretti: İnsan hayatındaki büyük değişimler önce sessizlikle başlıyor.
Kimsenin görmediği zamanlarda büyüyoruz aslında.
Büyümek Rahatsız Eder
Tırtılın deri değiştirmesi gibi, insan da değişirken huzursuz oluyor. Eski alışkanlıklar, eski insanlar, eski hayaller artık uymamaya başlıyor.
Ve bu çok can yakabiliyor.
Bazen Kaybolmak Gerekiyor
Koza dönemi bana bunu öğretti.
Herkesten uzaklaşmak her zaman kötü değildir. İnsan bazen iyileşmek için yalnız kalmak ister.
Ben bunu uzun süre suçluluk sanmıştım.
Meğer ihtiyaçmış.
Çıkış Zordur Ama Gereklidir
Kelebeğin kozadan çıkışı bana mücadeleden kaçmamak gerektiğini gösterdi.
Çünkü bazı acılar bizi güçsüzleştirmiyor.
Tam tersine şekillendiriyor.
Bir Dut Ağacının Altında
Geçen hafta mahallede yürürken eski bir dut ağacının önünde durdum. Çocukken dallarına tırmandığımız ağaç hâlâ oradaydı.
Yere düşen dutlara baktım uzun uzun.
Bir anda içimi garip bir hüzün kapladı.
Hayat çok hızlı geçiyor.
İnsan bir bakıyor çocukluğu bitmiş.
Bir bakıyor sevdiği insanlar değişmiş.
Bir bakıyor eski hayalleri artık ona ait değil.
Ama yine de yaşam devam ediyor.
Belki ipek böceğinin en güzel tarafı da bu.
Defalarca değişiyor ama durmuyor.
Ben de durmak istemiyorum artık.
Korksam bile yürümek istiyorum.
Canım yansa bile yeniden inanmak istiyorum.
Çünkü insan bazen en karanlık döneminden çıktıktan sonra kendi ışığını daha net görüyor.
Sere olarak “İpek böceğinin aşamaları nelerdir” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!
Sonuç: Belki Hepimiz Biraz İpek Böceğiyiz
İpek böceğinin aşamaları nelerdir diye araştırırken aslında kendimi bulacağımı hiç düşünmemiştim.
Yumurta, larva, koza ve kelebek…
Dört basit aşama gibi görünüyor.
Ama içinde koskoca bir dönüşüm saklı.
Ben artık bazı yaralarımı eskisi kadar saklamıyorum. Üzüldüğümde üzgün olduğumu kabul ediyorum. Özlediğimde inkâr etmiyorum. Kırıldığımda susup geçmiyorum.
Çünkü duygularını saklayarak büyüyemiyor insan.
Tıpkı ipek böceğinin kozaya girip değişmek zorunda olması gibi…
Belki şu an sen de kendi kozanın içindesin.
Belki kimse seni anlamıyormuş gibi hissediyorsun.
Belki hayat durmuş gibi geliyor.
Ama durmuyor.
İçeride bir şeyler dönüşüyor.
Ve bir gün sen de kendi kozandan çıkacaksın.
Daha yorgun belki.
Ama daha gerçek biri olarak.