Kayseri’nin Soğuk Sabahlarında Başlayan Bir Hatıra
Merhaba değerli Sere okuyucuları. Bu yazımızda “İlk kalıcı diş nedir” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.
Kayseri’de kış sabahları her zaman aynı kokuyla başlar. Camların kenarına buz çizgileri düşer, sokak lambaları sönmeden önce şehrin üstüne solgun bir sarı ışık bırakır. Ben o sabahlardan birinde, mutfağın küçük masasının başında oturuyordum. 25 yaşındayım ama bazen hâlâ içimde o eski çocuk sabahlarının kırılganlığı var. Defterimi açtım, yazmaya başladım. Yazmak, benim için bir tür nefes alma şekli. Kelimelerle toparlanmadığımda dağılacakmışım gibi hissediyorum.
O sabah aklıma hiç beklemediğim bir şey geldi: çocukluğumda kaybettiğim ilk diş.
Bunu neden düşündüm bilmiyorum. Belki mutfaktan gelen taze ekmek kokusu, belki de pencereden görünen gri gökyüzü… Ama zihnim beni doğrudan o güne götürdü. Ve o günle birlikte, yıllardır adını bile neredeyse unutmuş olduğum bir soruya: İlk kalıcı diş nedir?
Çocukluğun Küçük Bir Boşluğu
Altı yaşlarındaydım. İlkokula yeni başlamıştım. Kayseri’nin dar sokaklarında, okuldan eve koşarak dönerken cebimde her zaman kırık bir kurşun kalem, elimde yarım bir simit olurdu. O gün aynanın karşısında durduğumu hatırlıyorum. Ağzımı açmış, dikkatle bakıyordum.
Ön alt dişlerimden biri sallanıyordu.
O yaşta insanın dünyası çok küçük ama duyguları çok büyüktür. Sanki bir şeylerin değiştiğini sezersin ama ne olduğunu tam anlayamazsın. Anneme koştuğumu hatırlıyorum. “Dişim düşecek,” demiştim heyecanla. Annem gülmüştü, saçımı okşamıştı. O anı hâlâ hissederim; avucunun sıcaklığı, içimi rahatlatan o güven.
Ama sonra bir gün, o diş gerçekten düştü.
Aynanın karşısında ağladığımı hatırlıyorum. Korkudan değil, boşluktan. Dilimi değdirdiğimde orada bir eksiklik vardı. Sanki ben değil de, benden bir parça eksilmişti.
İşte o gün, hayatımda ilk kez “kalıcı” kelimesiyle tanıştım.
İlk Kalıcı Diş Nedir? Çocuk Zihninin Sorusu
O gün anneme sorduğum soruyu hiç unutmuyorum:
“İlk kalıcı diş nedir?”
Çocuk aklımla, bunun çok büyük bir şey olduğunu düşünmüştüm. Kalıcı… Yani hiç gitmeyecek, hiç değişmeyecek, hep orada kalacak bir şey. O yaşta hiçbir şeyin kalıcı olduğuna inanmak kolay değildir. Oyuncaklar kırılır, arkadaşlar taşınır, yaz tatilleri biter. Ama “kalıcı” kelimesi bana sanki büyülü bir söz gibi gelmişti.
Annem mutfaktan başını uzatıp “yenisi çıkacak” demişti sadece. Bu kadar basit. Ama o an benim içimde büyüyen şey basit değildi. Bir merak, bir beklenti ve biraz da sabırsızlık.
Yeni dişin çıkmasını günlerce bekledim. Dilimle sürekli boşluğu yokladım. Sanki orada bir şeyin filizlenmesini hissedebilecekmişim gibi.
Ve gerçekten de oldu. Küçük, sert bir çıkıntı gibi başladı. Sonra büyüdü. İlk kalıcı dişim.
Ama o zaman bunun sadece bir diş olmadığını bilmiyordum.
Yıllar Sonra Aynı Boşluk
Şimdi 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Günlerim çoğu zaman aynı: işe gidiyorum, dönüyorum, bazen yorgun bir çay, bazen yarım kalmış bir düşünce. Ama o sabah, defterimin başında otururken bir şey fark ettim.
Hayatımda hâlâ bazı boşluklar var.
Çocukken dişim düştüğünde hissettiğim o boşluk gibi… ama daha görünmez. Daha sessiz. İnsan büyüdükçe boşluklar da büyüyor ama kimse onlara dokunmuyor. Sadece alışıyorsun.
Defterime şunu yazdım:
“İlk kalıcı diş nedir? Belki de hayatın bize verdiği ilk gerçek sorumluluklardan biridir.”
Bu cümleyi yazarken içimde garip bir sıkışma hissettim. Çünkü fark ettim ki, o ilk diş sadece fiziksel bir değişim değildi. Benim için ilk “değişim deneyimiydi.”
Bir Dişin Öğrettiği Şeyler
Çocukken bir dişin çıkması bana büyümenin başlangıcı gibi gelmişti. Ama şimdi geriye baktığımda anlıyorum ki, o aslında kaybın da başlangıcıydı.
Bir şeyi kaybediyorsun ve yerine yenisi geliyor. Ama hiçbir şey tam olarak aynı olmuyor.
İlk kalıcı dişim çıktığında aynada kendime uzun uzun bakmıştım. Annem “artık büyüyorsun” demişti. O cümle o zamanlar bana bir ödül gibi gelmişti. Büyümek iyi bir şeydi çünkü yetişkinler her şeyi yapabiliyordu.
Ama şimdi biliyorum ki büyümek sadece güç değil, aynı zamanda alışmak demekmiş.
Kayseri Sokaklarında Yürürken Gelen Hatıralar
Bazen işten dönerken Kayseri’nin eski mahallelerinden geçiyorum. Taş duvarlar, dar sokaklar, uzaktan gelen tandır kokusu… Hepsi beni istemeden geçmişime çekiyor.
Bir gün yine yürürken, bir çocuk gördüm. Elini ağzına götürmüş, bir şey anlatmaya çalışıyordu. Yanındaki annesi dikkatle dinliyordu.
O an durdum.
Çünkü o sahne bana kendi çocukluğumu hatırlattı. İlk dişimi, o boşluğu, o merakı…
Ve içimden şu geçti: İnsan bazı şeyleri hiç unutmuyor. Sadece üstünü örtüyor.
İlk Kalıcı Dişin Gerçek Anlamı
Yıllar içinde şunu fark ettim: “ilk kalıcı diş nedir?” sorusu aslında basit bir biyoloji sorusu değil.
Bu soru, değişimin ne olduğunu anlamaya çalışmanın ilk haliymiş.
Bir şey gidiyor, başka bir şey geliyor. Ama sen, o aradaki boşlukta kalıyorsun. İşte o boşluk seni büyütüyor.
Ben o boşluğu ilk kez altı yaşında hissettim. Şimdi ise her gün başka şekillerde hissediyorum. Bir arkadaşın uzaklaşması, bir hayalin ertelenmesi, bir planın bozulması…
Hepsi aynı his: kısa süreli bir eksiklik.
Ama sonra hayat devam ediyor. Tıpkı ilk kalıcı dişin çıktığı gibi.
Defterin Son Sayfasına Yazdıklarım
O sabah defterimin son sayfasına uzun uzun yazdım. Kelimeler akıp gitti. Kendimi durdurmadım. Çünkü bazen insan ancak yazarak içindeki gürültüyü susturabiliyor.
Şunu yazdım:
“Büyümek, boşluklara alışmak değil. Onlarla yaşamayı öğrenmek.”
Kalemi bıraktığımda pencereden dışarı baktım. Kayseri hâlâ soğuktu. Ama içimde garip bir sıcaklık vardı.
Çünkü artık şunu biliyordum:
İlk kalıcı diş sadece bir başlangıçtı. Ama o başlangıç, hayatımın geri kalanında bana eşlik eden bir şey olmuştu. Her değişimde, her kayıpta, her yeni başlangıçta…
Aynı hissi yeniden ve yeniden hatırlatıyordu.
Ve belki de bu yüzden, bazı sorular hiçbir zaman gerçekten geçmişte kalmıyor.
Sitemizden Önerilen: İpek böceğinin aşamaları nelerdir ?